1. Haberler
  2. SAĞLIK
  3. Kötü Kokuların Gizli Tehlikesi: Sadece Rahatsızlık mı, Yoksa Sağlık Tehdidi mi?

Kötü Kokuların Gizli Tehlikesi: Sadece Rahatsızlık mı, Yoksa Sağlık Tehdidi mi?

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kötü kokular, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumsuz yönde etkiliyor ve yaşam kalitesini düşürüyor. Elaine Corner için yazın bir gün bahçesine adım atmak bile dayanılmaz olabiliyor. Bunu “açık bir çöp kamyonunun arkasında yürümeye” benzetiyor. İngiltere’nin Westbury adlı kasabasında yaşayan emekli öğretmen, evindeki tüm pencereler kapalı olsa bile yakındaki bir atık işleme tesisinden gelen mide bulandırıcı kokudan kaçamadığını söylüyor: “Bahçemizi kullanamıyoruz ya da yürüyüşe çıkamıyoruz; insan kusacak gibi hissediyor.”

Aslında hepimiz çöp atarken, bir çöplüğün yanından geçerken ya da bir fabrikanın ağır kokusuyla karşılaştığımızda bu tür kötü kokulara maruz kalmışızdır. Ama bunu sürekli yaşadığınızı hayal edin. Yine de bu tür “koku kirliliğinin” sağlık ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine pek dikkat etmeyiz. Kötü kokular çoğu zaman öznel ya da önemsiz görülerek göz ardı edilir.

Araştırmalar, insanların koku alma duyusuna görme, işitme, dokunma ve tat alma duyularından daha az değer verdiğini gösteriyor. Hatta ABD‘de bazı üniversite öğrencileri, koku alma duyularını kaybetmeyi telefonlarını kaybetmeye tercih edeceklerini bile söylemiş. Oysa kötü kokuların etkisi sadece rahatsızlıkla sınırlı değil. Araştırmalar, şehirlerdeki kötü kokuların baş ağrısı ve mide bulantısından nefes alma güçlüğü ve uyku bozukluklarına kadar uzanan sağlık sorunlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik bu etkiler uzun vadede hem zihinsel hem de fizyolojik sonuçlar doğurabiliyor. Giderek artan sayıda çalışma, kokunun bedenimiz ve zihnimiz üzerindeki şaşırtıcı derecede önemli rolünü anlamamıza yardımcı oluyor.

Tehlikenin Kokusu

Koku alma duyusu kısmen bir erken uyarı sistemi olarak evrimleşti; bizi hastalanmaktan ya da enfeksiyon kapmaktan korumaya yardımcı oluyor. Kötü kokan bir şeyin genellikle zararlı bakterilerle dolu olma ihtimali yüksek. Bu nedenle koku alma sistemi, Stockholm‘deki Karolinska Enstitüsü‘nde koku bilimi profesörü Johan Lundström‘e göre “davranışsal bağışıklık sistemimizin” bir parçası.

Lundström, “Koku alma sistemi temelde bir kaçınma sistemi olarak çalışır; çevredeki tehlikelere karşı bizi uyarmayı öğrenir” diyor. Çalışmalarına göre, koku sinyalleri burundan alındıktan yaklaşık 300 milisaniye içinde beyinde işleniyor. Kötü kokulara maruz kalan katılımcıların hızlı bir fiziksel tepki verdiği ve içgüdüsel olarak kokunun kaynağından uzaklaştığı görülmüş.

Koku sisteminin bu “savunmacı” doğası, normalde hoş kabul edilen bir kokunun bile olumsuz algılanmasını kolaylaştırabiliyor. Lundström, “Bir kokuyu algıladığımızda ne olduğunu bilmiyorsak, bu neredeyse her zaman olumsuz bir deneyim olur” diyor. Bir koku tehdit ile ilişkilendirildiğinde, ona karşı hassasiyetimiz de ciddi şekilde artabiliyor. Lundström ve ekibinin yaptığı bir çalışmada, bir kokunun elektrik şokuyla eşleştirilmesinin, insanların o kokuyu çok daha düşük yoğunluklarda bile algılayabilmesine yol açtığı gösterildi. Benzer şekilde, kanalizasyon atıkları işlenirken ortaya çıkan hidrojen sülfür gazının “çürük yumurta” kokusu, milyarda 0,5 parça gibi çok düşük yoğunluklarda bile algılanabiliyor. Oysa bu gaz, yüksek yoğunluklarda ölümcül olabiliyor.

Gerçek Sağlık Etkileri

Koku sadece tehlikeyi algılamakla ilgili değil; aynı zamanda insanların sağlığı ve iyi oluş hali üzerinde de somut etkiler yaratabiliyor. Örneğin, orman kokusu gibi hoş kokuların, duygular ve hafızayla bağlantılı beyin bölgelerini uyararak ruh sağlığına iyi geldiği gösterildi.

Tersinin de geçerli olabileceğine dair kanıtlar var. Kötü kokular sağlığa zarar verebilir. 2021 yılında yapılan bir derleme çalışması, kötü kokuların baş ağrısı veya kusma gibi belirtilere yol açabileceğine dair “biyolojik açıdan makul” bir temel olduğunu ortaya koydu. Örneğin, kötü kokular sinir sistemi ile beyin ve bağırsak arasında bağlantı kuran vagus sinirini tetikleyerek mide bulantısına neden olabilir.

Kokuların sağlık üzerindeki etkisi, aynı zamanda bizim o kokuya karşı ne kadar endişe duyduğumuza da bağlı. ABD‘deki Monell Chemical Senses Center‘da çalışan bilişsel psikolog Pamela Dalton, “Sağlık üzerindeki etki, bireyin kokuya karşı duyduğu hoşnutsuzluk ya da korku aracılığıyla ortaya çıkar” diyor.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Sürekli kötü bir kokuya maruz kalmak, hayatın birçok alanına sızabilir ve insanların yaşam tarzlarını değiştirmesine neden olabilir. Bu değişiklikler bazen sağlığa zarar verebilir ve “uyumsuz davranışlar” olarak adlandırılır. Örneğin, insanlar sıcak bir günde bile pencereleri kapalı tutmak zorunda hissedebilir ya da dışarı çıkıp egzersiz yapmaktan veya arkadaşlarıyla vakit geçirmekten kaçınabilir.

Westbury‘de yaşayan Corner, “Bu durum sosyal hayatınızı etkiliyor” diyor. Bununla birlikte, aynı koku herkesi aynı şekilde etkilemez. Dalton, yaş, cinsiyet, alerjiler ve sigara kullanımı gibi yaşam tarzı faktörlerinin insanların kokuları nasıl algıladığını etkileyebildiğini belirtiyor. İnsanların zamanla kötü kokulara alışabileceği düşünülebilir ancak çöplüklerden gelen kokular gibi sürekli ve rahatsız edici kokulara tekrar tekrar maruz kalmak, bunları daha katlanılır hale getirmeyebilir. Buna karşılık, nötr ya da hoş kokulara alışmak normaldir. Lundström, “Bir kokuyu algılayıp onun sizi öldürmeyeceğini anladığınızda, artık onu fark etmemeye başlarsınız” diyor.

Kokuyla Mücadele

Kötü kokular bazen rüzgârın yönüne bağlı olarak gelip geçici olabilir. Kanada‘daki British Columbia Üniversitesi‘nden Amanda Giang, “Bu durum çok yerel olabilir” diyor. Ancak kötü kokular herkesi eşit etkilemez. Daha düşük gelirli mahalleler genellikle daha ucuz konutlara sahip olduğu için çöplükler veya ağır sanayi tesislerine daha yakın olur. Avrupa ve İngiltere‘de yapılan çalışmalar, düşük gelirli toplulukların atık tesislerinin 2 kilometre yakınında yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Yine de şikâyetler değişime yol açabiliyor. Dünya genelinde koku kirliliğini kontrol etmeye yönelik artan düzenlemeler bulunuyor. Örneğin Şili‘de balık yemi tesislerine, Litvanya‘da ise yerleşim alanlarındaki şirketlere yönelik daha sıkı kurallar uygulanıyor.

Kokunun Faydaları

Kötü kokuların hâkim olduğu bir yerde yaşamak zor olsa da küçük bir teselli var: İyi çalışan bir koku alma duyusu, sağlığın önemli bir parçası. Araştırmalar, koku alma duyusu güçlü olan insanların yemek yemekten ve hatta cinsellikten daha fazla keyif aldığını gösteriyor. 2018‘de yapılan bir çalışmada, koku hassasiyeti yüksek olan kadınların cinsel ilişki sırasında daha sık orgazm yaşadığı saptandı.

Buna karşılık, nüfusun yaklaşık yüzde 5‘inde görülen ve anosmi olarak bilinen koku kaybı, iştah kaybına ve beslenme kalitesinin düşmesine neden olabiliyor. Daha da önemlisi, zayıf bir koku alma duyusunun, yaşlı yetişkinlerde 10 yıl içinde ölüm riskinin yüzde 46 daha yüksek olmasıyla ilişkili olduğu bulunmuş. Bilim insanları bu durumu kalp-damar hastalıkları ve Alzheimer ile Parkinson gibi hastalıklarla ilişkilendiriyor. Dalton, “Kötü kokuları almak beni rahatsız etmiyor; çünkü bu koku alma duyumun iyi çalıştığını gösteriyor” diyerek konuya farklı bir perspektif getiriyor.

Kötü Kokuların Gizli Tehlikesi: Sadece Rahatsızlık mı, Yoksa Sağlık Tehdidi mi?
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Faynet ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!