AB'den Gazeteci Hüseyin Doğru'ya Şok Yaptırım Kararı: Tüm Varlıkları Donduruldu
Avrupa Birliği (AB), özellikle Filistin ve Gazze konusundaki haberleriyle tanınan gazeteci Hüseyin Doğru’yu yaptırım listesine eklediğini duyurdu. Karar kapsamında Doğru’nun tüm banka hesapları dondurulurken, kendisine yönelik ağır finansal kısıtlamalar getirildi.
Avrupa Birliği Konseyi tarafından alınan ve üye ülkeler için bağlayıcı olan karar doğrultusunda, bağımsız medya mecrası "red. media"nın kurucusu Hüseyin Doğru yaptırım listesine dahil edildi. Berlin’de yaşayan ve Alman vatandaşı olan Doğru, kararın ardından sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, hiçbir banka hesabına veya finansal kaynağa erişimi kalmadığını, ailesinin temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz duruma getirildiğini belirtti.
Yaptırımın Gerekçeleri Tartışma Yarattı
AB'nin yaptırım gerekçeleri arasında, Doğru’nun kurucusu olduğu mecranın Berlin’deki Humboldt Üniversitesi’nde gerçekleşen Filistin yanlısı eylemleri "koordine ettiği" ve "şiddet içerikli görüntüleri yaydığı" iddiaları yer alıyor. Ancak Doğru ve hukuk ekibi, bu iddiaların asılsız olduğunu ve asıl amacın Filistin konusundaki muhalif sesleri susturmak olduğunu savunuyor.
"Maddi Destek Alması Bile Yasak"
Uygulanan yaptırımların kapsamı oldukça ağır. Doğru, kendisiyle yapılan röportajlarda sadece kendi parasına erişiminin engellenmediğini, aynı zamanda kimseden maddi veya ayni (gıda vb.) yardım almasının da yasaklandığını ifade etti. AB direktiflerine göre, yaptırım uygulanan bir kişiye yardım edenlerin de 5 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Basın Özgürlüğü Tartışmaları Alevlendi
Hüseyin Doğru'nun bir AB ve Alman vatandaşı olarak, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın doğrudan AB yaptırım listesine alınması, Avrupa’da hukuk devleti ve basın özgürlüğü ilkeleri açısından "tehlikeli bir emsal" olarak değerlendiriliyor. Birçok aktivist ve bağımsız gazeteci, bu kararın Gazze’deki olaylara dair ana akım medya dışındaki raporlamaları engellemeye yönelik bir "mesleki yasak" olduğunu savunuyor.
Hüseyin Doğru ise tüm kısıtlamalara rağmen dijital platformlar üzerinden sesini duyurmaya ve yaşadığı süreci "hukuksuzluk" olarak niteleyerek kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor.